TMMOB, COP31 öncesi iklim politikalarına ilişkin raporunu açıkladı

Yerel
27.10.2026 13:14

TMMOB, COP31 öncesi iklim politikalarına ilişkin raporunu açıkladı

TMMOB, COP31 öncesi iklim politikalarına ilişkin raporunu açıkladı

SELDA ÇAKMAK/ŞHA

ANKARA – Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde “Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31” başlıklı değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, 30 yılı aşkın süredir devam eden COP süreci, karbon piyasaları, emisyon ticareti ve net sıfır hedefleri kamu yararı ve toplumsal etkileri açısından değerlendirildi.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, raporun tanıtımında yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin bilimsel bir gerçek olduğunu belirterek, bu gerçeğin kabul edilmesinin iklim politikalarının tamamının sorgulanmadan kabul edilmesi anlamına gelmediğini ifade etti.

Çakar, iklim değişikliği gerekçesiyle oluşturulan politikaların kimlere fayda sağladığı ve maliyetlerin kimler tarafından karşılandığı sorularının da gündeme alınması gerektiğini söyledi. TMMOB’nin özellikle Emisyon Ticaret Sistemi, karbon piyasaları ve net sıfır hedeflerini bu açıdan değerlendirdiğini belirtti.

“EMİSYONLAR AZALMADI, ARTTI”

COP toplantılarının ilk kez 1995 yılında gerçekleştirildiğini hatırlatan TMMOB, geçen 30 yılı aşkın sürede Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girdiğini, Paris İklim Anlaşması’nın imzalandığını ve çeşitli karbon piyasalarının oluşturulduğunu belirtti.

Raporda, bütün bu süreçlere rağmen küresel emisyonların azalmadığına dikkat çekildi. Küresel emisyon miktarının 1995 yılında yaklaşık 33 milyar ton seviyesinden 2025 yılında yaklaşık 54 milyar tona yükseldiği ifade edildi.

TMMOB, bu tablo üzerinden karbon piyasalarının ve bugüne kadar uygulanan politikaların emisyon azaltımı açısından sonuçlarının sorgulanması gerektiğini belirterek, 30 yıldır uygulanan sistemin emisyon azaltmak için mi yoksa karbon üzerinden yeni bir ticari alan oluşturmak amacıyla mı geliştirildiği sorusunu gündeme taşıdı.

KÜRESEL ADALETSİZLİK VE KİŞİ BAŞINA EMİSYON VURGUSU

Raporda dikkat çekilen başlıklardan biri de iklim politikalarındaki küresel adaletsizlik oldu. TMMOB, iklim değişikliği tartışmalarının yalnızca ülkelerin toplam emisyon miktarları üzerinden yürütülmesinin yeterli olmadığını belirtti.

Kişi başına düşen emisyon miktarlarının yanı sıra ülkelerin tarihsel sorumluluklarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan TMMOB, iklim politikalarının adil ve gerçekçi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

ÇEVRE SORUNLARININ NEDENLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

TMMOB, yaşanan çevre sorunlarının tamamının doğrudan iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını belirterek plansız kentleşme, yanlış arazi kullanımı, su havzalarının tahribi, orman alanlarının daraltılması, altyapı eksiklikleri ve denetimsizlik gibi faktörlere dikkat çekti.

Açıklamada, dere yataklarının yapılaşmaya açılması, su kaynaklarının kontrolsüz tüketilmesi ve kentlerde betonlaşmanın artması gibi sorunların yalnızca iklim değişikliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi.

TMMOB, çevre sorunlarının nedenlerinin atmosferik olayların yanı sıra planlama ve yönetim süreçlerinde de aranması gerektiğini belirtti.

İKLİM POLİTİKALARININ EKONOMİK BOYUTU

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının diplomatik açıdan önem taşıdığı belirtilen raporda, zirve sonrasında Türkiye’nin karşılaşabileceği ekonomik ve hukuki sonuçların da değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Karbon piyasaları, karbon vergileri, sınırda karbon düzenlemeleri ve emisyon ticaret sistemlerinin sanayi kuruluşları, organize sanayi bölgeleri, ihracatçı sektörler ve enerji üretim yapısını doğrudan etkileyebileceği ifade edildi.

TMMOB, bu kapsamda yeşil dönüşümün nasıl bir ekonomik yapıyı beraberinde getireceği ve dönüşümün maliyetlerinin kim tarafından karşılanacağı sorularını gündeme taşıdı. Açıklamada, söz konusu maliyetlerin sanayiciye, üreticiye, çiftçiye ve vatandaşlara yansıyıp yansımayacağının tartışılması gerektiği belirtildi.

SIFIR ATIK POLİTİKALARINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

TMMOB açıklamasında atık yönetimine de dikkat çekildi. Atık yönetimindeki başarının yalnızca toplanan veya geri kazanılan atık miktarıyla ölçülmemesi gerektiği belirtilirken, asıl hedefin daha az atık üretmek olması gerektiği ifade edildi.

TMMOB, sıfır atık politikalarının bazı uygulamalarında tüketim alışkanlıklarını değiştirmek ve atık oluşumunu azaltmak yerine, atıklar üzerinden yeni ticari faaliyetler ve piyasa mekanizmalarının oluşturulmasına ağırlık verildiğini savundu.

TMMOB’DEN KAMUSAL PLANLAMA VURGUSU

TMMOB, su kaynaklarının, ormanların, tarım alanlarının ve genel olarak doğal varlıkların korunması gerektiğini vurguladı. Çevre politikalarının yeni bağımlılık ilişkileri üretmesine ve doğanın ticaret nesnesine dönüştürülmesine karşı çıkılması gerektiği belirtildi.

Birliğin çözüm önerileri arasında kamusal planlama, yerel üretim, havza temelli yönetim, doğal varlıklardan koruma temelli yararlanma, toplumsal fayda ve bilimsel yaklaşımın güçlendirilmesi yer aldı.

Çakar, iklim değişikliğinin bilimsel bir gerçek olduğunu ancak çevre sorunlarının çözümünün karbon piyasaları ve finansal araçlara bırakılamayacağını belirtti.

TMMOB ayrıca 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in resmi ve yan etkinliklerinde yer almayacağını açıkladı. Birlik, resmi program dışında düzenlenecek alternatif etkinliklerde yer alan kurumların, bilim insanlarının, meslek örgütlerinin ve sivil toplum temsilcilerinin çalışmalarını önemli bulduğunu ifade etti.

TMMOB, COP31 kapsamında ortaya konulacak politika önerilerini ve alınacak kararların toplumsal etkilerini kamu yararı doğrultusunda izlemeyi ve kamuoyuyla paylaşmayı sürdüreceğini bildirdi.

Açıklamanın ardından TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Küçük, hazırlanan raporun ana hatlarını kamuoyuyla paylaştı. TMMOB’nin resmi toplantı kararlarında da COP31 Rapor Komisyonu’ndan İsmail Küçük’ün sorumlu olduğu görülüyor.

 


 

PAYLAŞ:

Sıradaki Habere Geçiliyor...

Özel eğitimde erken müdahale çağrısı: “Çocuğu etiketlemek değil, ihtiyacını anlamak önemli”
HEMEN OKU