Anadolu Çinarlari Partisi (AÇI Partisi) İsrail Halkina Açık Çağrı Kadim Bir Dostluğu Düşmanliğa Dönüştürmeyin Geçmişinizi Unutmayin, Empatinizi Kaybetmeyin

Siyaset
31.08.2026 23:46

Bugünün siyasi tartışmalarının, çatışmalarının ve sert söylemlerinin ötesinde Türk Milleti ile Yahudi toplumu arasında yüzyıllara yayılan tarihî bir ilişki bulunduğunu hatırlatmak istiyoruz. Bu tarih yalnızca devletler arasındaki diplomatik ilişkilerin tarihi değildir. Zor zamanlarda insanların birbirlerine açtıkları kapıların, gösterilen dayanışmanın ve birlikte yaşama kültürünün de tarihidir.

Anadolu Çinarlari Partisi (AÇI Partisi) İsrail Halkina Açık Çağrı Kadim Bir Dostluğu Düşmanliğa Dönüştürmeyin Geçmişinizi Unutmayin, Empatinizi Kaybetmeyin

ŞHA-

İsrail halkına sesleniyoruz:

1492 yılında, İspanya'dan sürülen Sefarad Yahudilerinin önemli bir bölümü II. Bayezid döneminde Osmanlı topraklarına kabul edildi. İstanbul, Selanik, Edirne ve Osmanlı'nın diğer şehirleri Avrupa'daki baskı ve sürgünlerden kaçan Yahudiler için yeni yaşam merkezleri hâline geldi.

1497'den itibaren Portekiz'deki baskılar nedeniyle ayrılmak zorunda kalan Yahudilerin Osmanlı topraklarına gelişleri devam etti. Takip eden yüzyıllarda Yahudi toplumu Osmanlı toplum hayatının bir parçası oldu; ticaret, tıp, bilim, kültür ve diplomasi alanlarında önemli roller üstlendi.

1840 yılında, Şam'da Yahudilere yönelik tarihe “Şam Kan İftirası” olarak geçen suçlamaların ardından Sultan Abdülmecid döneminde Yahudilerin bu tür temelsiz suçlamalar nedeniyle baskı ve eziyete uğramalarına karşı devlet düzeyinde güvence verildi.

19. yüzyılın sonlarına doğru Rusya ve Doğu Avrupa'daki pogromlardan ve Yahudi karşıtı şiddetten kaçan Yahudilerin bir bölümü yeniden Osmanlı topraklarına sığındı.

Osmanlı Devleti sona erdi, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu; fakat iki toplum arasındaki tarihî ilişki burada sona ermedi.

1933'ten itibaren Nazi Almanyası'nda görevlerinden uzaklaştırılan Yahudi ve Nazi rejimi karşıtı bilim insanlarından bir bölümü genç Türkiye Cumhuriyeti'nde çalışma ve yaşama imkânı buldu. Bu bilim insanları Türkiye'nin üniversite ve bilim hayatının gelişmesine de önemli katkılar sağladılar.

İkinci Dünya Savaşı'nın karanlık dönemlerinde bazı Türk diplomatları, Nazi zulmü altındaki Yahudilerin hayatlarını kurtarmak amacıyla önemli insani girişimlerde bulundu.

Türkiye, 1947 yılında Filistin'in taksim edilmesini öngören Birleşmiş Milletler planına karşı oy kullanmasına rağmen, İsrail Devleti kurulduktan sonra 28 Mart 1949 tarihinde İsrail'i tanıdı. Türkiye aynı zamanda Filistin halkının kendi devletine sahip olma hakkını savundu ve 1988 yılında ilan edilen Filistin Devleti'ni ilk tanıyan ülkeler arasında yer aldı.

BÜTÜN BUNLARI NEDEN HATIRLATIYORUZ?

Çünkü bugün, yüzyılların oluşturduğu tarihî bağların siyasi ihtiraslar ve yanlış politikalar sonucunda düşmanlığa dönüşmesinden endişe ediyoruz.

Kadim bir dostluğu düşmanlığa dönüştürmeyin.

Türkiye'yi ve Türk Milletini size düşman olarak gösteren söylemlere itibar etmeden önce tarihe bakın. Türkiye'nin İsrail Hükümetinin politikalarına yönelik eleştirilerini Yahudi halkına yönelik bir düşmanlık olarak değerlendirmeyin.

Biz İsrail halkıyla İsrail Hükümetinin politikalarını birbirinden ayırıyoruz. Aynı ayrımı sizden de bekliyoruz.

DÜN SİZİN İÇİN SAVUNDUĞUMUZ HAKKI BUGÜN FİLİSTİN HALKI İÇİN SAVUNUYORUZ

Sizler gibi kendi topraklarında özgürce, güven ve huzur içerisinde yaşama hakkına sahip olan Filistin halkına karşı İsrail Hükümetinin uyguladığı politikalar sonucunda ortaya çıkan ağır insani tabloyu kabul etmiyoruz.

Tarihin farklı dönemlerinde Yahudi toplumunun maruz kaldığı zulüm ve baskıları nasıl kabul etmediysek, zor zamanlarınızda sizlere nasıl yardım eli uzatıldıysa; bugün de aynı insani ve vicdani değerlerle Filistin halkının yaşam, özgürlük ve güvenlik hakkını savunuyoruz.

Bir zamanlar Yahudi toplumuna yapılan zulme karşı çıkarken hangi insanlık değerlerini savunduysak, bugün Filistinli sivillerin ve çocukların yaşadığı acılar karşısında da aynı değerlerle hareket ediyoruz.

Gazze'de yaşanan ve uluslararası hukuk önünde soykırım ve insanlığa karşı suç iddialarına konu olan eylemlere, sivillerin kitlesel biçimde hayatlarını kaybetmesine, insanların yurtlarından edilmesine ve gayriinsani uygulamalara şiddetle karşı çıkıyoruz.

Bunun Yahudi halkına yönelik bir düşmanlık olmadığını özellikle bilmenizi istiyoruz. Aksine bu tutumumuz, geçmişte Yahudi toplumuna yönelik zulme karşı çıkmamızı sağlayan aynı insanlık anlayışının doğal sonucudur.

İnsanlık değerleri mağdurun kimliğine, dinine veya milletine göre değiştirilemez.

Dün sizin için savunduğumuz yaşam, güvenlik ve özgürlük hakkını bugün Filistin halkı için de savunuyoruz.

EMPATİNİZİ KAYBETMEYİN

Kendi tarihinizde yaşadığınız acıları hatırlarken bugün başka bir halkın yaşadığı acıları da görebilme erdemini koruyun. Çünkü empati ve vicdan kaybedildiğinde, askerî güç ne kadar büyük olursa olsun kalıcı barış ve güvenlik sağlanamaz.

Şiddete dayalı politikalar İsrail halkına kalıcı barış getirmeyecektir. Aksine İsrail'in bölgede ve uluslararası toplumda yalnızlaşmasına, toplumlar arasındaki tarihî bağların zayıflamasına, yeni düşmanlıkların ortaya çıkmasına ve İsrail halkına yönelik güvenlik tehditlerinin daha da artmasına yol açabilecektir.

Güvenliğin yolu bütün bir coğrafyayı tehdit olarak görmekten değil; adaletten, karşılıklı saygıdan, empatiden, uluslararası hukuktan ve barış içerisinde birlikte yaşama iradesinden geçmektedir.

Geçmişinizde yaşanan acıların sizi başka halkların acılarına karşı duyarsızlaştırmasına değil, onları anlayabilmenize vesile olmasına izin verin.

BİZİM TARAFIMIZ BARIŞTIR

Biz Türkiye olarak barışı ve istikrarı savunuyoruz. Terörün kimden geldiğine, kimi hedef aldığına, hangi din, millet veya siyasi gerekçeyle meşrulaştırılmaya çalışıldığına bakmaksızın terörün her türlü şeklini lanetliyoruz.

Sivillerin hedef alınmasını hiçbir gerekçe haklı kılamaz. İsrailli sivillerin yaşam hakkını nasıl savunuyorsak, Filistinli sivillerin de kendi topraklarında özgürce, güven ve huzur içerisinde yaşama hakkını aynı kararlılıkla savunuyoruz.

Bizim tarafımız; öncelikle bölgemizin, ardından bütün dünyamızın istikrarı, barışı ve her insanın onuruyla, güven içinde, insanca yaşama hakkıdır.

Dinine, milletine, etnik kökenine veya yaşadığı coğrafyaya bakmaksızın insan hayatının ve insan onurunun korunmasını savunuyoruz. Çünkü kalıcı güvenliğin ancak adaletle; kalıcı istikrarın ise ancak barışla mümkün olduğuna inanıyoruz.

Bizim mücadelemiz halklara karşı değil; teröre, şiddete, zulme ve insan hayatını değersizleştiren politikalara karşıdır.

Bizim anlayışımızın özü: YURTTA BARIŞ VE DÜNYADA BARIŞTIR.

İSRAİL HALKINA SON ÇAĞRIMIZDIR

Eğer bu coğrafyada çocuklarınızın ve gelecek nesillerinizin barış, güvenlik ve huzur içerisinde yaşamasını istiyorsanız, bunun yolu yeni düşmanlar yaratmaktan, komşu toplumları sürekli tehdit olarak görmekten veya yalnızca askerî üstünlüğe dayanan bir güvenlik anlayışından geçmez.

Bir devlet güçlü olduğunu düşünebilir; ancak bu gücün emperyal amaçlarla, kendi dışındaki etnik kökenleri ve inançları baskılamak, yok saymak veya yok etmek amacıyla kullanılması; çevresindeki halkları kendisine düşman hâline getirir. Hiçbir devlet, çevresinde sürekli düşmanlık üreterek kalıcı güvenliğe ulaşamaz.

Türk Milleti ile Yahudi toplumu arasında yüzyıllar içerisinde oluşan tarihî bağların, bugünün siyasi hesapları uğruna yok edilmesine izin vermeyin.

Biz İsrail halkına düşmanlık değil, sağduyu ve barış çağrısı yapıyoruz. Geçmişin acılarının başka halklara yeniden yaşatılmamasını istiyoruz. Filistinli çocukların da İsrailli çocukların da korkmadan büyüyebileceği bir gelecek istiyoruz.

Dün size yapılan zulme karşı çıktık.
Bugün Filistin halkına yapılan zulme karşı çıkıyoruz.
Yarın da kimden gelirse ve kime yönelirse yönelsin zulmün karşısında olacağız.

GEÇMİŞİNİZİ UNUTMAYIN.
EMPATİNİZİ KAYBETMEYİN.
KADİM BİR DOSTLUĞU DÜŞMANLIĞA DÖNÜŞTÜRMEYİN.

BU COĞRAFYADA BİRLİKTE YAŞAYACAKSAK, BARIŞI BİRLİKTE İNŞA EDELİM.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

ANADOLU ÇINARLARI PARTİSİ (AÇI PARTİSİ)

Hüseyin AKIN 

Genel Başkan

PAYLAŞ:

Sıradaki Habere Geçiliyor...

Anadolu Çınarları Partisi Kalecik İlçe Başkanlığına Filiz Bingöl Atandı
HEMEN OKU